Oyunlar Ve Oyunculuk

 
Paylaş

oyunlar ve oyunculuk

Konsolların Babası Olarak isimlendirdiğimiz, oyun ustalarımızdan Mehmet Ali GERİM, internet ortamında namı diyar Solidrock Hocamızın bizim için yazdığı makaleyi sizlere sunuyoruz.Her yaştan oyunculara ve oyun dünyasına yeni katılmış insanlara hitap eden bu yazı , oyunculuğun esas’da nereye doğru gittiği konusunda sizlere fikir verecektir.

 

Oyunlar ve oyunculuk üstüne sanıyorum hepimizin söyleyeceği bir şeyler vardır. Teknoloji geliştikçe daha iyi görsellere sahip oyunlar oynuyor, oyunlarla ilgili değişimi hep beraber yaşıyoruz. Durumdan memnun olanlar kadar, şikâyetçi olanlar da var.

En büyük şikâyetlerden birisi de, bunca gelişmeye rağmen oyunların artık eski tadı vermediğini düşününler. Gerçekten de oyun türlerine bakınca artık aynı şeyleri sunmaktan belki yapımcıların sıkılmadığını söylemek mümkün ama oyuncular yeni bir şeyler arıyor. Buna artık yapımcılarla, oyuncuların artık rağbet göstermediği ve ölmek üzere olan “adventure” gibi türlerin öldüğünü de eklemek mümkün. Tabii buna oynanış süreleri kısalan ve “single mod”ları iyice kısırlaşan ve artık “online” oyunculuğun daha öne çıkışını da ekleyebilirsiniz.

Bu türden açılımı beğenen oyuncuların sayısının çoğaldığını “online” içeriğe önem veren oyunların satış rakamlarından anlamak mümkün. Bu nesilde özellikle FPS tarzında, online modları ile öne çıkan oyunların 25 milyon gibi satış rakamlarına bir yıl dolmadan ulaştığını görmek sektörün ne kadar büyüdüğünün de bir işareti. Ama bu oyunlar, oyunculuğu öldürüyor mu, yoksa bir üst aşamaya mı geçiriyor karar vermek çok güç.

Hepimizin malumu olduğu üzere bu nesilde Nintendo “Wii” konsolu ile diğer iki konsolu tabiri yerindese ezdi, geçti. Casual oyunların ağırlıkta olduğu bu konsolun ulaştığı satış rakamları, konsolun piyasaya sunulduğu yıllarda çekinceleri olan analistleri hayli şaşırtmakla kalmadı, Rockstar’dan Dan Houser gibi oyun piyasalarının önemli yapımcıları tarafından acımasızca eleştirildi. Dan Houser Nintendo’nun Wii konsolunda çıkan oyunlarla oyun sektöründeki beklentiler üzerindeki etkisinin olumsuz olduğu düşünen ve çok ağır argo kelimeleri de içeren açıklaması ile gelişmeleri takip eden oyuncular tarafından sanırım hala hatırlanır. Artık tespitleri doğrudur veya yanlıştır, bu tarzda düşüncelere sahip çok sayıda insanın olduğu gerçeği de ortadadır.

Casual oyunların getirdiği bu olağanüstü satış rakamları ve karlılık oranlarının oyun yapımcılarını ister istemez bu yönde etkilediği bir gerçek. Teknolojinin dibine vurmuş ve üzerinde olağan üstü emeklerin harcandığı bir yapımın böylesine kısa sürede tamamlanan ve doyurucu içerikten yoksun bir oyuna satış rakamlarında mağlup olması kabul edilmesi gereken acı bir gerçek olsa gerek. Buna bu yıl artık moda haline gelen 1-2 dolarlık mini oyunların da ulaştığı başarıyı ekleyince açıkçası oyunculuğun geleceği için endişelere kapılmamak mümkün olamıyor.

Bu tip endişe ve öngörüler oyunların kalitesinde sıkıntılı bir döneme girileceğinin işareti olarak algılansa da, olumlu olarak değerlendiren kesimler de vardır. Öncelikle daha büyük bir kitleye ulaşılması, oyunların daha çabuk tüketilmesi yapımcıların iştahını kabartıyor. Diğer taraftan dijital dağıtımın her kesimden oyuncuya kısa yoldan uygun fiyatlarla sunuluyor olması, bağımsız geliştiricilerin bu piyasadan daha kolay ekmek yemesini sağlıyor. Bu sayede “Braid” “Limbo” gibi çok kalite oyunları oynayabilme şansına da sahip olduğumuz ayrı bir gerçek. Ortaya çıkan bu durumun zararları olduğu gibi bu tip getirileri de mevcut.

Oyun piyasalarının en büyüğü olan ve satış rakamları ile durumunu perçinleyen Amerika’nın oyuncu profilinin gidişata etkileri de ayrı bir mesele. Halo gibi bir adeta Amerikan uzay kovboyunun başrolde olduğu bir oyunun 12 milyon gibi bir satış rakamına ulaşıp, bunun 8 milyonunun Amerika’da gerçekleşmiş olması ciddi bir tespittir. Buna yine 25 milyon satıp bunun yaklaşık 16 milyonunun yine Amerika’da satıldığı gerçeğini de ekleyince ortaya çıkan durumu daha net anlıyorsunuz. Gerçekten de oyuncular bu tarz oyunlar mı istiyor, yoksa ürünlerini çok iyi pazarlayan yapımcıların satış başarısı mı oyuncuların zevklerini şekillendiriyor?

Bir önceki nesilde çıkan ve oyuncular tarafından özlemle anılan oyunların yerini alan yeni yapımlar halen bu tip yapımların yerini dolduramadığı gibi bu nesilde daha önce belirttiğim bağımsız oyunlar gibi kaliteli yapımları da getirdi. Buna son dönemde vur, kır, ilerle mantığını bir türlü aşamayan oyunlara rağmen Valve gibi yapımcı bir stüdyo tarafından “Portal 2” gibi bir oyun eklendi. Doğrusu her şey düşündüğümüz gibi kötü ilerlemiyor gibi. Bu konuda kararı siz oyunculara bırakmak en doğrusu…

Oyunlar tarafında bunlar olurken oyuncular tarafında işlerin iyiye gittiğini söylemekte pek mümkün görünmüyor. Artık çıkacak oyunlarla ilgili bilgiler daha oyunun duyurulduğu aşamadan sonra adeta bir bilgi bombardımanı şeklinde gerçekleşiyor. Sonuçta ortaya 2-3 yıl öncesinden yapımcının ifadeleri doğrultusunda fikri şekillenmiş ve hatta artık iyice kemikleşerek perçinlenmiş oyuncu kitleleri çıkıyor. Haliyle bu oyuncuların bulunduğu topluluklar, tartışma ortamlarında da pek sevimli olmayan tatsız yorumlar kendinin gösteriyor.

Oysa eskiden çıkacak oyunlardan birkaç hafta veya ay öncesinde haberimiz oluyor, çoğu yapımı çıkınca görebiliyor, oynayıp fikir sahibi olabiliyorduk. İnternet’in hayatımızın içine bu kadar girmesi, yaşadığımız bilgi bombardımanı insanı neye inanacağını bilemez bir hale sokuyor. Eğlencemiz olan oyun işi de artık trilyon dolarlık bir sektör haline geldiği için bu bilgi kanalları maalesef yapımcı ve dağıtımcı firmalar tarafından kasıtlı olarak yanlış bilgilerle enforme de edilebiliyor.

Oyunların “render” edilmiş görüntüleri oyun içi gibi sunulabiliyor, hafif kalan hikâyeleri daha oyun çıkmadan gözümüzde iyice büyütülerek oyunculara sık aralıklarla sunuluyor, önemli isimlerce hak etmediği yorumlar ve her yerden adeta başımıza yağan viral reklam kampanyaları en nihayetinde beğenmenizin pek mümkün görünmediği bir oyunu, kendinizi önsipariş aşamasında bulmanızla sonuçlanabiliyor. Yine yakında zamanda oyuncularla buluşan “Homefront” oyununun reklam kampanyasının getirmiş olduğu satış başarısı bunun en ciddi kanıtlarından.

Eskiden büyüklerimizin “Ah nerede o eski bayramlar” şeklindeki özlem dolu nostaljik dileklerini adeta oyuncuların da eski oyunlara duydukları özlemi ifade etmelerine benzetmek doğru olur. Tüm bu rahatsızlıklara rağmen eskiye nazaran artık daha fazla oyun oynadığımız gibi bir gerçeği oyun satış rakamlarında çıkartabiliriz. Eski oyunlara karşı duyduğumuz özlem maalesef alıp oynadığımız oyunlarla pek örtüşmüyor. Artık bunu reklamların etkisinde kalan oyunculara mı yorarsınız, yoksa oyun sektörünün büyümesine mi, bilemem…

Ama ortada hala düzgün bir şeyler yapan yapımcılar ve bu kaliteli oyunları hala alıp oynayan bir kesim mevcut. Diğer taraftan küçük yapımcılar büyük dağıtımlar yapan ve artık tekelleşen firmalara da muhtaç değiller. Etrafındaki irili ufaklı yapım stüdyolarını adeta yutan bu oluşumlara ihtiyaç duymadan, özel bir dağıtım kanalına dâhil olmadan dijital olarak oyunlarınızı dünyanın dört bir yanındaki oyunculara ulaştırmak çokta zor değil.

Dileriz oyunculuk daha iyi noktalara gider, teknolojik gelişmeler ışığında bir geçiş dönemi gibi görünen yaşadığımız bu dönemin 5-6 yıl gibi bir süre içinde dengeye kavuşarak oyuncuların her türlü ihtiyacını karşılayacak duruma geleceğini düşünüyorum. Bu aşamada oyuncuların zevklerini yozlaştırmadan emek harcanmış oyunlara hakkını teslim etmesi ve bağımsız geliştiricilerin sunduğu kaliteli yapımlara da şans vermesini tavsiye ediyorum. Tüm oyun âleminin herkesi acımasızca öldürdüğümüz FPS’lerden ibaret olmadığını Portal 2 gibi bir oyunu edinerek, Braid gibi, yapımına 100 milyon dolarlar harcanan oyunların dışında 1000 dolarlık reklam bütçelerine sahip bağımsız oyunların da aynı kaliteye, hatta daha fazlasına sahip olacağını görmeniz dileği ile bu yazımızın da sonuna gelmiş bulunuyoruz.

Başka yazılarda görüşmek dileği ile esen kalın…

Mehmet Ali GERİM

Paylaş
 
Oyunlar Ve Oyunculuk  

Tags

, , , , , ,

Related Posts

About the author

Bu site içerisinde güncel konuları etkinlikleri,internet eğitimini,sosyal yaşamla ilgili konuları, farklı projeleri, programlar için eğitim videolarını ve çeşitli blog yazılarını bulacaksınız. Teşekkürler. UFUK ŞEN

 
 

7 Comments

  1. Adem T diyor ki:

    Oyunların oynanabilirliği,oyuncuyu bağlaması,oyunun sınıfına göre değişebiliyor.Bir yapımcının çok güzel bir spor oyunu yaparak kitleleri peşinden sürükleyip,aynı yapımcının savaş oyunlarında çok başarısız olduğunu da görüyoruz.
    Birçok oyuncu artık bazı temel platformlarda gerçeğe yakın görüntü-grafik istese de ,Angry Birds’ün 200 milyondan fazla indirildiğini düşünecek olursak oyunu sadece ve sadece basit eğlence aracı olarak kullanan asıl kesim bunu pekde önemsememekte..

  2. admin diyor ki:

    Evet Adem beyin de ve Mehmet abimizinde anlatmak istediği gibi artık oyun yatırımları ne kadar büyük olursa olsun , küçük bir yapım bile milyon satabiliyor.Bence gelecek küçük oyunlarda :D

  3. Ramazan diyor ki:

    Güzel ve faydalı bilgiler
    Paylaşım için teşekkür ederim

  4. emre diyor ki:

    mehmet hocamizi tanimiyorum ama yazdiklarindan ve anlattigi konudan bu konuda bilgili oldugu belli oluyor.tesekkurler.

  5. Enes diyor ki:

    Oyun ve oyun sektörü hakkında tüm bilgileri dökmüş.

  6. SolidRock diyor ki:

    Güzel yorumlar için sağolun arkadaşlar…

    http://www.konsol.gen.tr/yeni-nesil-konsollara-gercekten-ihtiyacimiz-var-mi/

    bağlantıdan yeni yazımı da okuyabilirsiniz…

 
 

Yorum Bırakın