Bir PC oyuncusunun serüveni

 
Paylaş

pc oyuncusu

Bir PC oyuncusunun serüveni

…1994…Ben bir pc oyuncu adayı idim…

Disketlerin hüküm sürdüğü ve double-density(720 kb) veya high-density(1.44 mb) diye ayrıldığı, zamanlarda başladım pc macerama.Yıl 1994,orta okul 3.sınıfımın bitmesine yakın babam arabayla geldi ve içinden bir bilgisayar indirmeye başladı.Heyecandan yerimde duramazken ben 386 DX-40, 2mb Ram, 100 Mb lık bir harddisk, ekran kartımı tam hatırlamamakla beraber maksimum 256k yada 512k lık bir kapasiteye sahip ilk bilgisayarım babamın arkadaşı ile birlikte çıka geldi.CD-Rom deseniz, o zamanlar çok lüks bir donanımdı ve öyle heryerde bırakın bulmayı görmek bile kolay değildi.İlk zamanlarım da sadece sağdan soldan bulduğum oyunları merak ederek zamanı geçiriyordum belli bir süreden sonra da bilgisayarı öğrenmek için sağını solunu kurcalamaya başladım.

..1994 – 1995..PC Oyuncu aday adaylığım kabul görmüş ve PC oyuncusu olmuştum…

 

Ben pc veya bilgisayar nedir biraz anladıktan sonra nasıl olduğunu farketmeden hayatıma “The Lost Vikings” giriyordu.O kadar hoşuma gitmişti ki oynamaya doyamamıştım.Bir PC oyunu bu kadar zevkli ve ancak bu kadar güzel olabilirdi.Sürekli çözmeniz gereken bulmacalar,üç adamınızın tamamına ayrı bir özen göstermeniz ve birini bile kaybetmemeniz gerekiyordu.Her yerde hepsinin ayrı özelliklerini kullanıp bölümleri geçerken aslında beyninizinde ne denli çalıştığını fark etmiyordunuz.The Lost Viking’i o kadar çok sevmiştim ki bunu kim yapmış diye merak ettim ve biraz araştırınca arkasından  Blizzard Entertainment çıktı ve bu oyunla hayatıma imzasını atmış oldu Blizz.Bilgisayar konusunda merakım devam ederken gidip gazete bayilerinde nereden duyduğumu bilmediğim ama aklımın bir köşesine yer etmiş bilgisayar dergisini arıyordum. İsmi “Byte” idi,evet yanlış okumadınız, Byte belki bilgisayar dünyasında Türkiye’ye ilk gelen bilgisayar dergisidir.Şans eseri yakın bir bayide bulmuştum.Dergiyi alır almaz kurcalayıp acaba oyunlarla ilgili birşey var mı diye bakarken bu sefer “Doom” ile tanıştım derken ardından “Warcraft Orc and Humans” geldi ki hayatımı kaydıran nokta oldu.Warcraft ile strateji oyunlarının tadını alıp,başında saatlerce taktik yaparak bölüm geçmeye çalışırdık.Akabinde SimCity ile tanışmıştım.Gazete haberleri,şehrin ihtiyaçlarını kaşılayıp hava üssü almaya kadar ilerlemiştim. “TIM” vardı, ”The Incredible Machine”, tamamen basit makinaları kullanarak düzenekler kurup,çalıştırıp amacınıza ulaşmaya çalışırdınız. “Alone in the Dark” çıktı sonra,korkarak herşeyiyle bulmaca çözerek ilerlemeye çalışıyordunuz.İpuçlarını birleştirip problemi çözüp durumdan kurtulmaktı amaç.

 

Yıl 1994-1995 üstte saydığım oyunların grafikleri zamanına göre güzeldi fakat başka bir önemli nokta vardı.

Bu oyunların neredeyse tamamında kafanızı çalıştırmak zorundaydınız,düşünmek ve üretmek zorundaydınız.Doom da bile bulmacalar sizi zorlayabiliyordu.Oyunların grafikleri belli bir seviyeye getirilince,oyunun piyasada yer etmesi,oyuncuları tavlaması için senaryolarına çok özenilirdi, grafikler belki zayıf olurdu ama hayal gücümüz güçlenirdi.Birde atari salonları vardı.O atari salonlarına her gittiğimde oyunlarda dikkatimi çeken noktalar vardı.Hepsi neredeyse tek düze idi ve PC oyunlarıyla alakaları yoktu.Karşıdakini dövdünüz,kazandınız! Adamları öldürdünüz,kazandınız! Süre bitmeden checkpoint i geçtiniz,kazandınız! tarzı oyunlardı.Fakat bunlar hiç PC oyunlarına benzemiyordu.Atari salonu diye övdükleri yerlerde,insanların güzel dediği oyunlar aslında son derece tek düze idi ama grafik açısından daha çekicilerdi çoğu zaman. Atari salonuna gittiğimiz zaman oynadığımız oyunlarda hiç kafa çalıştırmamıza gerek yoktu ki! Tuşlara hızlı basıp kolu hızlı hareket ettirdiğiniz zaman bir şekilde amacınıza ulaşıyordunuz.Moore modeline göre (-ki kendisi Gordon Moore’dur. 1960 lı yıllarda Intel CEO su idi ve her 18 ayda bir işlemci gücü 2 katına çıkacak öngörüsünde bulunmuştu.Şu ana kadar bu teorisi doğru çıktı fakat son zamanlarda 18 ayı beklemeden işlemciler daha kısa süreler de daha da güçlenmeye başladılar.) işlemciler güçlenirken,PC ler gelişirken kısaca başlayan bilgisayar devrimi daha da akıl almaz bir hale dönüşürken birde baktık ki ekran kartları çıkmaya başladı ve reklamları o kadar güzel yapılıyordu ki!Oyunların grafikleri de haliyle daha da güzelleşmeye başlamıştı.Grafikler güçlendikçe,güzelleştikçe senaryodan taviz vermeye başlayan oyun firmaları grafikleri abarttıkça daha iyi olacağını sandılar.Bu durumu sonuna kadar kullanan firmalar da oldu, senaryo tadını kaybetmemeye çalışan firmalarda.

..1997 – 2002…Pentiumlar gelmiş,ne oluyoruz benim hala 486’ım var!…

 

486,Pentium 75,120,166,166 MX,200 diye gelişen teknoloji beraberinde sorunlar da getirdi tabi. Toplamda 21 milyon tl harcayıp bilgisayarımı 486  DX2-80, 8 Ram, 750 mb harddiske upgrade etmem evde olay olmuşken ve kısa süre sonrasında oyunları oynayamaz hale gelmişken çaresizlikten arkadaşlarımın pc lerine takılmaya başlamıştım. Benim gibi milyonlarca PC kullanıcıları bilgisayarlarını kolayca upgrade edemiyor ve son oyunları oynayamıyorlardı.Bırakın oynamayı 1 yıl içerisinde pc ler neredeyse işe yaramaz hale geliyodu.Evet aynen bu zamandaki gibi.Büyük firmalar bu değişimi ve kullanıcıların bu değişime ayak uyduramayacığını çok önceden öngördüler ve sektördeki gidişatı değiştirmeye karar verdiler.Kapalı kapılar ardında ne anlaşmalar yapıldı bilemiyorum fakat birde baktık ki hayatımıza XBox, PlayStation ve wii girdi.

..2007 – 2009… Ben hem Xbox hemde Wii’ciyim…

 

Bu sefer babam değil ama kendim gidip xbox’ı heyecanlı heyecanlı alıp oynamaya başladım.Müthiş bir hevesle aldığım Xbox’ım bende hayal kırıklığı yaşatmıştı.Oynadığım tüm oyunlar beni 1994-1995 lerin atari salonlarına götürüyordu.PC de alışageldiğimiz en az 104 tuşlu klavye,envayi çeşit tuş kombinasyonu ve mouse muz olmadan sadece üzerinde 8-10 tuş olan kontroller ile oynamaya çalıştığımda her yönden kendimi kısıtlanmış hissediyordum.Acaba Playstation nasıl diyerekten PS’i olan arkadaşlarıma takıldım bir süre.Sonuç aynı idi Xbox ve PS ile grafikler çekici hale gelmiş ve atari salonları evlere taşınmıştı. PC ler sessiz kaldı oyun konsolları parlarken ama PC’ler deki generic algoritmalar kullanılarak sınırsız dünya ve hareket özgürlüğü sunan oyunların tadını oyun konsolları hiçbir zaman veremedi veremeyecek.Bunu en açık olarak Dragon Age serisinde görebilirsiniz.PC versiyonları çok daha iyi puanlar almışken, konsol versiyonları bir çok açıdan sınıfta kalmış durumda.Wii ise çok farklı bir açıdan olaya giriş yaptı.Sürekli oturup hareket edemeyenlere biraz hareketlilik getirerek insanların hayatlarını renklendirdi.Bu demek oluyor ki, oyun konsollarında Morrowind,Morrowind-Oblivion,World of Warcraft,Neverwinter Nights ve daha bir çoğu gibi bağımlısı olduğumuz oyunları oyun konsollarından beklememek gerek.Grafik konusunda çoğu zaman iyi olabilirler ama içerik konusunda PC’lerin önüne geçebilecekleri düşüncesi çok da doğru değil.Grafik ve kurgu açısından olabilir ama tuş kombinasyonu, oynanabilite ve strateji PC’nin bize sağladığı ve geriye düşmeyeceği noktalar.Bkz:Blizzard Entertainment!

…2010 – 20xx… Ben bir PC’ciyim ve Diablo 3’ü bekliyorum heyecanla…

Aradan yıllar geçti ve PC’den aldığım tadı konsollardan kesinlikle alamadım.PC’lerdeki özgürlüğü konsollarda hissedemedim.PC ekranımı istediğim gibi şekillendirmeyi konsollarımda yapamadım.Strateji kurup aksiyon yaşamak istediğimde PC’me başvuruyorum.Fakat kısa süreli birşeyler istediğimde konsollarım yardımıma koşuyor.Her ne kadar oyun konsolları revaçtaymış gibi görünse de aslında asıl kahraman arka plandaki PC’ler.Tadı damağınızda kalacak,sınırsız seçeneklere sahip oyunlar yine PC’lere çıkacak.Bir Diablo 3’ü konsollarda göremeyeceğimiz,tadını alamayacağımız kesin.Gelecekte konsol ve PC’ler arasındaki farklılaşma daha da büyücek.Kulvarlar belki çok daha farklı yerlere kayacak ve oyunlar konusunda son söz yine ilk sözün başladığı nokta da,PC’ler de olacak.

Dostlukla…

 

Not: Eleştiri olur,eklemek istediğiniz birşeyler olur, lütfen ekleyin.Ekleyin ki paylaşalım, paylaşalım ki bilgi dağarcığımız genişlesin.Okuduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.Sürçhi lisan ettiysek affola.

Adil HAFA

 

Paylaş
 
Bir PC oyuncusunun serüveni  

Tags

, , , , ,

Related Posts

About the author

Bu site içerisinde güncel konuları etkinlikleri,internet eğitimini,sosyal yaşamla ilgili konuları, farklı projeleri, programlar için eğitim videolarını ve çeşitli blog yazılarını bulacaksınız. Teşekkürler. UFUK ŞEN

 
 

9 Comments

  1. admin diyor ki:

    Yazı çok süper olmuş buna karşılık bir yazı yazacağım :)

  2. zack06 diyor ki:

    YAZI GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL

  3. Gardaşşş diyor ki:

    Güzel bir yazı.Lakin hem pc ile hem de konsollarla uzun süre haşır neşir olmuş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; her zaman , konsol > pc ;)

  4. admin diyor ki:

    Konsolun herzaman tadı farklıdır.Pc ile başladı oyun serüveni ama ,konsol adı üzerinde ayaklarını uzatıp, biryere bağlı kalmadan özgürce oyun oynadığın bir ortam :)

  5. adil diyor ki:

    kablosuz klavye ve mouse muz var sayın dm :) ))
    PC ye özel oyunlar konsollarda yalan oluyor, keza terside geçerli.Amaa PC > Konsol diyoruz :) ))) Gardaşşş’a takılarak :) )

  6. [...] üstün olduğunu anlatan bir yazı olacaktır. Bu yazıyı arkadaşımın hazırlamış olduğu Bir PC oyuncusunun serüveni isimli makaleye hitaben [...]

  7. [...] üstün olduğunu anlatan bir yazı olacaktır. Bu yazıyı arkadaşımın hazırlamış olduğu Bir PC oyuncusunun serüveni isimli makaleye hitaben [...]

  8. Şevket diyor ki:

    90ların başı 386 DX-33 bilgisayarımla ne oyunlar oynardık :)

    Test Drive; http://www.youtube.com/watch?v=8p4SJgpUQLw

    Prince of Persia;
    Wolfenstein;

    Ne günlerdi be :)

    Zamanda yolculuk yaptım şimdi :) Güzel yazı için tşk.

    Prince of Persia

  9. admin diyor ki:

    Evet abi, o günlerde bu konularla içe içe olanlar için süper anılar.

 
 

Yorum Bırakın